Page 7 - Riskli Dergi
P. 7
Ertelenmiş hayat sendromu, kişinin gerçekten yaşamak istediği
hayatın ancak belirli koşulların yerine gelmesiyle gerçekleşebileceğini
düşündüğü psikolojik bir kalıp olarak açıklanıyor. Yapılacaklar
listenize “şimdiyi ıskalamamayı” eklemek size düşüyor.
rtelenmiş hayat sendromu ilk ola- Ertelenmiş Hayat Sendromu
E rak 1997 yılında Rus psikolog ve Yaşayan Kişilerin Belirtileri
profesör Vladimir Serkin tarafın-
Hayatın belirli bir olaydan sonra
dan ortaya atılır. Serkin, ertelen-
miş yaşam olarak adlandırdığı kavramla daha iyiye gideceğine inanırlar.
Karar vermekte zorlanırlar ve sü-
zor şartlarda yaşayan kişileri inceler. İn- rekli mükemmel anı beklerler.
sanların yaşadıkları zor dönemlerde ha- Sıkışıp kalma hissi yaşarlar.
yatlarını askıya aldıklarını ve “Bu süreç Şimdiki zamanla uğraşmak yerine
bittikten sonra gerçek hayatımı yaşaya- ideal bir gelecek ile ilgili hayal kurar-
cağım.” düşüncesi ile hareket ettiklerini lar.
söyler. Ancak geçici sayılan dönem git- Yapılması gereken görevleri sü-
tikçe uzar ve ertelenen hayat kişinin gi- rekli ertelerler.
derek gerçeği olmaya başlar. Ertelenmiş Hayatlarıyla ilgili hissettikleri duy-
hayat sendromu kavramını Batı dünya- gular genellikle hayal kırıklığı, mem-
sında popülerleştiren ve psikoloji litera- nuniyetsizlik veya kaygıdan ibarettir.
türüne taşıyan isim ise İngiliz psikolog ve
Ertelenmiş Hayat Sendromunun Nedenleri
Özgüven eksikliği: Kişi yeterince iyi olmadığı için hayal ettiği hayata layık olma-
dığına inanır. Aynı zamanda çocukluktan kalma kimi varsayımlar da buna dahildir.
Örneğin, başarının genç yaşta elde edilemeyeceği gibi inançlar.
Gelecek korkusu: Başarısız olma ya da hata yapma endişesi ile eyleme geçe-
mezler.
Mükemmeliyetçilik: Mükemmele ulaşıldığı takdirde başarılı olacağını düşünen ki-
şiler bir şeye başlamakta kararsızlık yaşar ve ertelemeye meyilli olur.
Başkalarının beklentileri: Sosyal baskı ve kültürel beklentiler kişilerin kendi mutlu-
luklarını yok saymalarına ve ertelemelerine neden olur.
Karşılaştırma: Kişinin kendisini başkaları ile kıyaslayarak kendi gelişim öyküsüne
odaklanmaması geride kalmışlık hissi yaratır ve bu da harekete geçmeyi öteler.

